Hacer'i ilk fark eden şey, sessizliğidir — ama bu pasif bir sessizlik değil. Bir sergi açılışında tablo önünde durup yarım dakika hiç konuşmadan o yapıtla baş başa kalabilen, ardından tam yerinde, tam zamanında bir şey söyleyen türden bir duraksama. Başak burcunun getirdiği o ince gözlem yeteneği, gündelik konuşmalara bile bir derinlik katıyor. Üniversite eğitiminin şekillendirdiği kültürel merakı sayesinde mimarlıktan çağdaş edebiyata, şehir planlamasından film müziğine uzanan sohbetlerde hem takip eder hem yönlendirir — üstelik bunu hiç çaba gösteriyormuş gibi hissettirmeden.
Fine dining akşamları, sanat galerisi açılışları ve butik otel davetleri Hacer'in kendini en özgür hissettiği ortamlardır. Iyi bir şarap eşliğinde sofrada geçen uzun bir akşam, ya da bir galada küçük bir grupla sürdürülen sessiz ama yoğun bir konuşma — bu atmosferlerde tam anlamıyla parlar. Uzun, düz sarışın saçları akşam ışığında yumuşak bir ton alır; Ukrayna kökeninin verdiği o kendine özgü incelik, kıyafet seçimlerine de yansır: fazlalıktan kaçınan, tek bir detayla bütünü tamamlayan bir şıklık. Kahverengi bakışlarında hem dikkat hem bir ölçü vardır — karşısındakini dinlediğini hissettiren türden bir bakış.
Ankara'nın batısına doğru uzanan Ümitköy, şehrin gürültüsünden bir adım uzakta, sakin ama sosyal açıdan canlı bir sahne sunar. Geniş caddeleri, yeşil alanları ve seçkin yaşam alanlarıyla bu bölge, şehrin hızına ayak uydurmak zorunda kalmadan kaliteli vakit geçirmek isteyenlerin tercihidir. Ankara Ümitköy model arayışında bulunanlar genellikle tam da bu niteliği ararlar: şehrin merkezinin koşuşturmasına değil, ölçülü ve rafine bir sosyal ortama eşlik edecek birine. Hacer, bu sahnede son derece doğal durur — buğday teninin sıcaklığı ve mekânla kurduğu rahat ilişkiyle Ümitköy'ün elit ama davetkar havasına kolayca karışır.





