Nurefşan'le ilk karşılaştığınızda sizi şaşırtan şey, acelesi olmayan bir şey söyleyiş biçimidir. Bir Boğa'nın o bilindik dinginliğiyle konuşur; lafı çevirmez, ama kelimelerini de israf etmez. Üniversite yıllarından miras kalan geniş referans çerçevesi sayesinde sanat tarihinden şehir mimarisine, Türk sinemasından çağdaş edebiyata uzanan her konuda rahat bir yerden söze girer. Bir sergide önünde durduğu tabloya sessizce bakışının tam da doğru anda bir gözleme dönüşmesi, karşısındakini düşündürür. O sessizlik, çekingenlik değil; estetik bir seçimdir.
Nurefşan, şıklığın gürültüye ihtiyaç duymadığına içtenlikle inanan biridir. Fine dining akşam yemeklerinde ya da lüks bir butik otelin davetinde, akşam ışığında dalgalanan siyah saçları ve derin kahverengi bakışıyla masanın genel havasına kendiliğinden bir ağırlık katar. Kurumsal bir gala ya da özel bir tiyatro gecesi de tam ona göre ortamlardır; bu tür davetlerin ritmine kolaylıkla uyum sağlar, hiçbir zaman fazla ya da eksik kalmaz. Giyimde minimalist bir zarafeti tercih eder; kumaşın kalitesi ve kesimin doğruluğu, abartılı bir dekorasyonun önüne geçer. Şarap eşliğinde süren uzun bir akşam yemeği masasında, hem sessiz kalmayı hem de tam vaktinde söz almayı bilmesi bu uyumun en iyi göstergesidir.
Elmadağ, Ankara'nın kozmopolit dokusunun en belirgin hissedildiği mahallelerinden biridir; trafik uğultusundan uzaklaşılmaya çalışılırken bile şehrin nabzının hiç kesilmediği, butik restoranların ve küçük galeri alanlarının bir arada var olduğu bir yapısı vardır. Nurefşan bu sahneyi iyi tanır; bölgenin hem sakin yüzüne hem de sosyal aksına eşit mesafede durur. Ankara Elmadağ model çevrelerinde fark yaratanın bölgeye özgü bu iki katmanlı ritim olduğunu, ona bakarak anlamak zor değildir. Buğday teniyle ve taşıdığı Türk zaragetiyle, Ankara'nın seçkin mekânlarının yüksek tavanlarına ve sıcak ışığına son derece doğal bir biçimde yerleşir.





