Rana'nın güneş burcu Aslan'dır — ve bunu sohbette hissetmek için fazla beklemenize gerek kalmaz. Bir sanat galerisi açılışında, herkesin eserin önünde ne söyleyeceğini bilemedip sessiz kaldığı o anlarda Rana, tablo hakkında tam yerinde, beklenmedik bir gözlemle söze girer; oda birden canlanır. Kalabalığa hükmetmek için değil, anı gerçekten yaşamak için konuşur. Lise yıllarından beri edindiği merak alışkanlığı onu her ortamda açık ve hazır tutar; sinema, müzik, gündelik hayatın küçük absürtlükleri — Rana bunların hepsini konuşur, hem de içtenlikle. Kahkahası ani ve gerçektir; hiçbir zaman sahne için değildir.
Fine dining akşam yemekleri, kurumsal gala geceleri ve butik otel davetleri Rana'in en iyi hissettiği ortamlardır; ritmi yavaş, havası seçkin, beklentileri yüksek olan her tablo ona yakışır. Opera ya da tiyatro gecelerinde ise bambaşka bir Rana ortaya çıkar: dikkatli, sessiz, perdeden sonraki sohbette ise son derece yorum dolu. Omzuna dökülen uzun kahverengi saçları ve derin ela gözleriyle ilk bakışta sıcak bir Akdeniz zarafeti taşır. Tarz olarak minimalist şıklıktan yanadır; yalın kesimler, kaliteli kumaş, dikkat çeken ama bağırmayan bir bütün. Şarap eşliğinde geçen uzun akşamlarda hem dinlemesini hem de konuşmasını bilir — bu denge, onu gerçekten tercih edilir kılan şeydir.
Gölbaşı, Ankara'nın koşuşturmasından arınmış ama şehrin tüm imkânlarına yakın, kendine özgü bir atmosfer barındırır. Göl kıyısındaki restoranlar, çevresindeki sakin ama seçkin sosyal mekânlar ve bölgenin yerleşik bir ağırlık taşıyan davet kültürü Rana'in doğasıyla uyum içindedir. Ankara Gölbaşı model sahnesini tanıyanlar bilir ki bu bölge, her yüzü değil, doğru yüzü kabul eder. Rana'nın esmer teni ve taşıdığı doğal sıcaklık, Gölbaşı'nın hem sakin hem rafine havasında tam yerini bulur. Şehrin bu köşesinde bir akşamı Rana ile geçirmek; planlanmış değil, yaşanmış gibi hissettirir.





