Zeliha'yi tanıyanlar, onun bir konuşmayı nasıl canlandırdığını uzun süre hatırlar. Koç burcunun doğasında taşıdığı o atılgan ve meraklı enerji, her sohbete kendiliğinden siner; ama Zeliha bunu hiçbir zaman gürültüyle yapmaz. Tam tersine, keskin bir gözlemle ortalığa bırakılmış tek bir cümle yeterlidir — odadaki herkes birden güler ya da düşünür, tam da o istediği için. Mavi gözlerindeki netlik, ne dediğini çok iyi bildiğinin sessiz işaretidir. Sanat ya da edebiyat üzerine bir fikir alışverişinde bulunurken de, haftanın yorgunluğunu bir kahkahayla dağıtırken de aynı özgünlüğü korur; kalabalığa ayak uydurmak için değil, gerçekten orada olmak için gelir.
Fine dining akşam yemekleri ve sanat galerisi açılışları, Zeliha'in kendini en doğal hissettiği ortamların başında gelir; kurumsal gala gecelerinde de aynı rahatlıkla yer bulur kendine. Omzuna hafifçe çerçevelenen orta uzunluktaki kızıl saçları, akşam ışığında fark edilmeden fark ettirir onu — abartısız, ama göz ardı edilemez bir detay. Giyim tercihlerinde sadelik belirleyicidir: temiz kesimler, doğru kumaş seçimi ve hiçbir şeyi fazla söylemeyen bir şıklık. Alkol kullanmayan biri olarak davet masasında tamamen uyanık ve dinç kalır; bu, uzun ve anlamlı sohbetleri sevenler için küçük ama değerli bir ayrıntıdır. Narin bir aksesuarın, doğru bir kumaşın ya da yerinde bir sessizliğin yeterli olduğunu iyi bilir.
Çankaya, Ankara'nın kültürel ve sosyal hafızasının en yoğun biriktiği semtlerden biridir — büyükelçilik çevreleri, üniversite kampüsleri, sanat mekânları ve köklü restoranlarıyla şehrin zarif yüzünü taşır. Ankara Çankaya model denince akla gelen profil, bu semtin havasıyla örtüşen biri olmalıdır: şehirli, kültürel referansları olan, kalabalıkta kaybolmayan. Zeliha tam da bu tanıma karşılık gelir. Açık teniyle Ankara'nın klasik elit mekânlarına doğal biçimde yakışan Zeliha, Tunalı'dan Kavaklıdere'ye uzanan o rafine sosyal çevrede hem görsel hem entelektüel olarak kendi yerini zahmetsizce bulur. Şehri yüzeysel değil, içeriden tanıyan biri gibi hareket eder.





